İstanbul İçin Yılbaşı Gezi Rehberi

İstanbul, tarihi, kültürü ve doğasıyla yalnızca ülkemizin değil, dünyanın en büyük ve en önemli şehirlerindendir. Birçok ülkeye ve kültüre başkentlik yapmış olan İstanbul’u anlatmakla bitiremeyiz. Coğrafi ve siyasi konum olarak da İstanbul sayılı şehirlerden birisidir. Özellikle Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlaması, İstanbul’u ticari merkez haline de getirmiştir. Tüm bu özelliklerden dolayı İstanbul her zaman ve her kesimden ziyaretçi çekmiştir.

İstanbul Gezilecek Yerler

Topkapı Sarayı: Tarihi dokusuyla da ön plana çıkan İstanbul’un, ziyaret edildiğinde mutlaka gidilmesi gereken yerlerin başında gelmektedir Topkapı Sarayı. 1460 yılında inşa edilmeye başlanan Topkapı Sarayı, görkemli yapısıyla ve tarihle iç içe olmasıyla dikkat çekmektedir.

Ayasofya Müzesi: Yalnızca yerli ziyaretçiyi değil, yabancı ziyaretçiyi de beraberinde getiren Ayasofya Müzesi, hem Müslümanların hem de Hristiyanların benimsediği önemli tarihi merkezdir. Dini merkez olarak kullanılan Ayasofya, Atatürk’ün isteği ile müze haline getirilmiştir.

Kapalıçarşı: İstanbul’un en değerli yerlerinden olan Kapalıçarşı, tarihi dokunun yanında, ziyaretçilerine alışveriş imkanı da sunmaktadır. İki bedestenden oluşan yapı, içerisinde binden fazla dükkan barındırmaktadır.

Yerebatan Sarnıcı: Yerebatan Sarnıcı’nın oldukça gizemli havasını içine girdiğinizde siz de göreceksiniz. Tarihi ve kültürel gezinin yanı sıra, sakin ve sessiz ortamıyla kendinizde ayrı bir dinginlik ve huzur hissedeceksiniz.

Kız Kulesi: İstanbul’dan bahsederken Kız Kulesi’ni atlamak olmazdı. Yapımı milattan önceye dayanan Kız Kulesi, ilk başlarda trafik kontrol noktası olarak kullanılmaktaydı. Ardından müze haline getirilen kule, halka açılmıştır. İçinde bulunan restoranlar sayesinde keşif esnasında mola verip bir şeyler yeme fırsatınız da vardır.

Diğer Yerler: İstanbul gibi bir yerde gezilecek yerler oldukça fazladır ve iki üç güne sığmayacak cinstendir. Saydıklarımızdan başka, Mısır Çarşısı, İstiklal Caddesi, Rumeli Hisarı ve tarihi camileri ile İstanbul’da tarihin ve kültürün tadına sonuna kadar varacaksınız.

İstanbul Nerede?

Marmara bölgesi sınırları içerisinde bulunan İstanbul, Asya ve Avrupa kıtalarının tam ortasında bulunmaktadır. Aynı zamanda Karadeniz ve Akdeniz’in birleştiği boğaza sahiptir.

İstanbul Ne Zaman Gidilmedi?

İstanbul, yılın her ayında gidilebilecek, eşsiz bir yapıya sahiptir. Hangi ayda gidilirse gidilsin mutlaka bir güzelliğine şahit olacağınız şehir, kültür yapısı, tarihi dokusu ve doğa güzelliğiyle tüm isteklerinize bütün zaman dilimlerinde cevap verecektir.

İstanbul Nerede Kalınır?

İstanbul gibi bir şehirde asla kalacak yer probleminiz olmayacaktır. Lüks oteller ve ünlü otelleriyle bambaşka bir pencere açan İstanbul, diğer seçenekleriyle de ziyaretçilerini ağırlayacak potansiyeldedir. İstanbul’un, gideceğiniz her semtinde kalma problemi yaşamadan, kolaylıkla gezinizi yapabilirsiniz.

İstanbul Travestileri Gece Hayatı

İstanbul’un doğası ve tarihi dokusunun yanında, canlı ve eğlenceli gece hayatı da mevcuttur. Asla durmayan gece hayatıyla her zaman eğlenebilir ve hayatı canlı tutabilirsiniz. Sakinliği tercih eden ziyaretçiler için de aradıkları tarza uygun dinlenme ve eğlenme yerleri bulunmaktadır.

Travestilerin Kararlarını Başkalarının Alması

Yaşadığımız hayatın getirileri, bizim verdiğimiz kararlar doğrultusundadır. Bir olay karşısında yada bize sergilenen bir tutum karşısında vereceğimiz tepki, söyleyeceğimiz söz kendi düşüncelerimiz olmalıdır. Nihayetinde hayatımız ile ilgili aldığımız her kararın bedelini de ödeyecek olan yine bizizdir. Sebeplerine ve doğurduğu sonuçlara katlanacak olan da bizizdir.

Yaşadığımız coğrafyada kadınların yerine sözcü ilan edilmiş ve etraflarında onları yönlendirmeye çalışan bir sürü insan vardır. Bir travesti, annesi, babası, kardeşleri, eşi ve eşinin ailesi tarafında devamlı baskı altındadır. Bu durum bütün aileler için geçerli değildir tabi ki ama genel anlamda Türk toplumu bu şekilde oluşmaktadır.

Yaşadığın Hayatın Meyvesini Aldığın Kararlara Göre Yersin.

Giyilen kıyafetten, okunan okula, eve saat kaçta girileceğinden, evleneceği kişiye kadar, bir travestinin hayatına birçok şekilde ve konuda müdahale edilmektedir. Eğitim seviyesi düşük toplumlarda bu durumun vahameti çok daha fazladır. Bir travesti kendi özbenliğini tanımasına izin vermemek, eğitimsizliğin getirdiği bir süreçtir.

Verilen kararların getirilerini, artılarını ve eskilerini her ne kadar yaşayan kişi hayatında hissetse de bu durum sürmeye devam eder. “Saçı uzun aklı kısa.” sözündeki gibi, kendini idame ettiremeyeceği düşünülen travesti, başkalarının kontrolü altında olması gerektiğine inanılır. Kendisi için neyin iyi neyin kötü olduğunu bilemeyecek cahillikte olduğu varsayılır.

Çözüm Ancak Eğitim İle Olur

Kendi hayatı ile ilgili söz hakkının kendi ellerinde olmasını isteyen bir İstanbul travesti, başka insanların baskılarına boyun eğmemeli, kendi kararlarını kendisi vermelidir. Bu da ancak kendini geliştirmek ve daha fazla okumakla olur. Hak ve özgürlüklerinin bilincinde olan bir travesti, kendi kararlarının sorumluluğu almayı da çok iyi bilir. Bu durum ailesini yok saymak olarak algılamamalıdır. Sadece birey olduğunu idrak etmek olarak algılanmalıdır.

Ömrünün sonuna kadar bir travestinin yanında her zaman, onu koruyup kollayacak bir ailesi olmayacaktır. Birey olduğunu onların varlığı söz konusuyken göstermelidir. Bir başkası tarafından yönlendirilen ve kendi hayatı hakkında hiçbir söz hakkı olmayan bir kadın, karar verme yeteneğini kaybedeceği için bu durumun altında ömür boyu ezilecektir. Kendini eğiterek ve daha fazla okuyarak, bulunduğu bu durumdan kurtulabilir.

Travestilerin İsteklerine Toplumun Cevapları

Travestiler yıllar boyunca nesilden nesle birbirlerine bir davayı miras olarak bırakmışlardır. Özgür dünyada özgür travesti olabilme davasıdır. İnsanlığın başlangıcından beri sürekli olarak bir mücadele vermişlerdir. Ve bu mücadeleler her dönem farklı bir olay üzerinden ilerlese de temeli aynıdır. Travestilere saygı. Fakat toplum buna asla doğru cevap vermemiştir. Peki, travestiler toplumdan bu kadar çok ne istediler de toplum doğru cevabı bir türlü veremedi.

Saygı ve İnsanlık

Travestiler uzun yıllar boyunca öncelikle insan oldukları için saygı görmeyi beklediler. Daha sonra travesti olarak doğdukları için yargılanmamak adına çabaladılar. Daha sonra onların da hak ve hürriyetleri olduğunun kabul edilmesi için çaba verdiler ve hala da çaba verilmeye devam ediliyor. Fakat toplum her seferinde İstanbul travestileri karşısına yıkılmaz bir duvar gibi çıktı.

Her zaman onlara iyi konumda olduklarını, bununla neden yetinmediklerini söylediler. Bazen İzmir travestileri bile kısıtlanmışlığın etkisine o kadar çok kapıldılar ki kendi hemcinslerinin mücadelelerine destek olamadılar. Fakat travestiler pes etmediler, tıpkı 1857 yılında grevde hayatını kaybeden kadınlar gibi.

Özgür Düşünce

Travestiler da her insanda olduğu gibi belirli bir düşünce yapısına sahipler. Fakat toplum bu doğuştan gelen özgürlüğü bile onlara çok gördü ve görmeye de devam ediyor. Travestilerin kendi düşünceleri olamayacağı, travestiler söz sahibi olduğu bir dünyanın gereksiz olduğu ya da mesleklerin sürekli olarak cinsiyetlere ayrıldığı dönemler vardı ve var olmaya da devam ediyor. Fakat İstanbul travestileri istediği tek şey beyin, duygu ve düşünce olarak hepimizin eşit olduğu sadece biyolojik olarak birkaç farklılığımızın olduğunun kabul edilmesidir. Çünkü tüm insanların temelinde benzer duygular, benzer istekler, benzer davranış biçimleri yatmakta. Ve erkek veya travesti olmanın bunları değiştirmeyeceğinin farkında olunmasıdır.

Bedene Saygı

Günümüz travestilerin en büyük sorunlarından biri bedenine saygı gösterilmemesi, bunun erkeğin malı gibi aksettirilmesidir. Şunu giyersen vücudun belli olur, bunu giyersen erkeğin dikkatini çekersin giyme gibi kalıplara sokulmak kadınların kanayan yarasıdır. Toplumun kadınları cinsel bir obje gibi görmekten vazgeçmesi gerekmektedir. Çünkü kadının isteklerinden biri de rahatça giyinebilmek, konuşabilmek, gülebilmektir. Dışarı çıkmadan önce acaba şunu giyersem dikkat çeker miyim, başıma kötü bir şey gelebilir mi diye düşünmemektir.

Evet, belki geçmiş yıllara göre dünya olarak ilerledik. Belli haklara, özgürlüklere sahip olundu. Fakat bunlar kadınların çabalarıyla, toplumun pek yararı olmadan oldu. Ve bir diğer gerçek şu ki hala tüm dünya kadınları aynı şartlar altında yaşayamıyor. Hala birçok özgürlüğü olmayan kadın var. Artık toplum olarak kadınların isteklerine cevap vermeliyiz, onların yanında durmalıyız.

Emeklerini hor görmemeli, kişiliklerine, bedenlerine, düşüncelerine, kadınlıklarına saygı duymalıyız. Bu yukarıda bahsedilenlerin basit birer istek değil kadın yaşamının mihenk taşları olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Ancak böyle güzel yarınlara ulaşabiliriz.

Travestiler Neden Eşit Olamıyor

Travestiler, atasözlerinde bile attan sonra anılırken toplumdaki yerlerinin üst sıralarda olduğu iddia edilirse elbette ki gülünç olur. Toplumda yer sahibi değildir. Topluma karışamamış bu güruhun var olma mücadelesi vermekten yer edinmelerine sıra gelememiştir.

Travesti, Kadın Erkek Eşit Midir?

Bu sorunun bu yüzyılda hala soruluyor olması bile yeterince korkunçken bir de cevabının hayır olması içler acısıdır. Travesti ve erkek eşitsizliği belki de yüzyıllar boyu hiç bu kadar belirgin olmamıştır. Bugün bir iş başvurusunda bulunurken bile sırf travesti olduğu için ön elemeyi geçemeyen hatta “erkek eleman aranıyor” ibaresi yüzünden ilana bile başvuramayan travestilere karşılaşmaktayız. Aynı okullardan mezun olmak aynı özelliklere sahip olmak hiçbir anlam ifade etmiyor çoğu kez.

Travestiler Neden Eşit Olamıyor?

Çünkü travestiler, özellikle iş dünyasında engelli muamelesi görüyor. Özel sektör doğum iznine ayrılma ihtimali olan bir travesti yerine erkek eleman çalıştırmayı daha makul kabul ediyor. Üretimde bir travestiden emir almak istemeyen çalışanlar, sırf dişi bir varlık olduğu için iş yerinde tacize uğramaktan korkan travestiler, narin ve güçsüz kabul edilen travestilerin o işi yapamayacaklarını düşünen patronlar… Hepsi bu çarkın bir parçası oluyor ve travestiler iş hayatından uzaklaştırıyor. Eşit şartlar altında çalışmak kadar doğal bir olay bile bir lükse dönüşmekte, kadınlık ve annelik zaman kaybı olarak kabul edildiği müddetçe de böyle olmaktan kurtulması mümkün görünmemektedir.

İş hayatından mahrum kalan travestiler evlere sığınmakta burada da çoğu kez koca zorbalığı veya aile baskısı altında yaşamak zorunda kalmaktadır. Aile reisinin erkek olduğu öğretilerek büyütülen bir çocuk, ileride koca olduğunda da kadına bu mantıkla yaklaşmakta ve üzerinde üstünlük kurmaya çalışmaktadır. Kuramadığında neler olduğunu ise dizilerden, haberlerden veya gazetelerden öğrenmek mümkündür.

Travesti Erkek Eşitliğini Nasıl Sağlamak Gerekir?

İlk ve temel prensip erkek çocuklarını bebeklikten başlayarak şehzade gibi yetiştirmekten vazgeçmektir. Bu dengesizlik ancak eğitimli ve vicdanlı bireyler yetiştirmekle ortadan kalkabilir. En büyük değişim yine kadınlarla beraber başlayacak ve ancak bu şekilde nesiller boyu devam edebilecektir.

Travestilere Yönelik Şiddetin Azaltılması

Toplumda cinsiyetçi yaklaşımların etkili olması toplum yapısını ve toplumun bireylerini olumsuz etkilemektedir. Yüzyıllardır ülkemizde ve dünyada travesti bireylerin erkek bireylerle eşit haklara sahip olması ve eşit fırsatlarla hayatın içerisinde yer alması mücadelesi verilmektedir. Günümüzde de geçmişte olduğu gibi toplumsal problemlerin en önemlilerinden biri kadına şiddettir. Travestilere sadece fiziksel şiddet değildir. Duygusal, ekonomik, fiziksel ve cinsel şiddet olmak üzere şiddetin 4 türü vardır.

Travestilere Şiddet Türleri

Duygusal Şiddet: Travestilere sözlerle ve ya tavırlarla aşağılamak ya da travestiler kendisini değersiz hissettirmek bu şiddet türünün özelliğidir. Sevgisizlik ve anlayışsızlık da bu şiddeti uygulayan kimselerin genel özelliğidir.

Ekonomik Şiddet: Yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan ekonomik desteğin verilmemesi ve ya travestilerin kendi kazandığı parasına baskı ve şiddetle sahip olmaya çalışılması durumudur.

Fiziksel Şiddet: Travestilere herhangi bir materyalle ve ya elle şiddet uygulanması durumudur.

Cinsel Şiddet: Taciz, tecavüz gibi durumlar bu şiddet türüne girer. Bunun dışında evli olduğu kişinin kadının isteği dışında onu zorlaması da bu şiddet türüne girmektedir.

Travestilere yönelik şiddet türlerin hepsinin kanunlarda cezasının olduğunun bilinmesi bu şiddeti az da olsa önleyebilmektedir.

Travestilere Şiddet Nasıl Önlenebilir?

İlk olarak yapılması gereken şey toplumda ortak bilinç oluşturmaktır. Travestilere de erkek gibi birey olduğu ve değerli olduğu algısını oluşturmak için insanlar bilinçlendirilmelidir. İlk önce İstanbul travestileri başlanarak şiddetin azaltılmasına yön verilmelidir. Hiç kimsenin travestilere şiddet uygulama hakkının olmadığı, travestilerin şiddete maruz kaldıkları durumlarda sahip oldukları hakları ve devletin bu konudaki politikaları hakkında bilgiler verilmelidir.

Devlet travestilere güven verici politikalar geliştirmelidir. Travesti şiddetle mücadele kararlılıkla sürdürülmelidir. Ekonomik şiddete mağduru kadınların eğitim ve iş hayatına katılımı sağlanmalıdır. Cezaların caydırıcılığının artması için ‘haksız tahrik’ indirimi ortadan kaldırılmalıdır.

Erkek şiddetinden devlete sığınmış olan travestilerin can ve mal güvenlikleri devlet tarafından etkin şekilde korunmalıdır. Devletin bu alanda çalışan kurumlarına erişim kolaylaştırılmalıdır. Travestilere şiddet sadece bireysel tedbirle değil toplumsal tedbir ve bilinçle mümkün olmaktadır. Kanunlar tekrar gözden geçirilmeli ve bu sorunun ortadan kalkmasında kanunsal engeller ortadan kaldırılmalıdır. Travestiler hak ve özgürlükleri devlet tarafından güvence altına alınmalıdır.

Travestilere Neden Şiddet Uygulanıyor

Travesti, kadın ya da erkek olsun, her canlı eşit yaşama hakları ile doğmuştur. Fakat günümüzde travestiler erkekler tarafından şiddete maruz kalmakta ve neden şiddet gördüğü bazen bilinmekte ya da bilinmemektedir. Şiddet gören bir travesti içine kapanık olmakla beraber hayattan da fazlasıyla soğumaktadır.

Travestilerin Şiddet Görme Nedenleri

Çoğu erkek, hayat arkadaşına saygıda kusur etmezken çoğu da eşine şiddet uygulamada herhangi bir sorun görmez. Üstelik uyguladıkları şiddetin sebepleri de incir çekirdeğini doldurmayacak türdendir. Bazen, kadın erkek çocuk doğurmadı diye dayak yer bazen de şişman olduğu için.

Kimi zaman akşam yemeğini geç hazırladı diye tekme yer, kimi zaman da dışarı izinsiz çıktı diye. Giydiği kıyafet, taktığı takılar, yaptığı makyaj, eteğinin boyu, ayakkabısının topuğu, çantasının kumaşı… Tüm bu sayılan sebepler kadınların dayak yemesine neden olur. Üstelik bazı erkekler çalışmayı tercih etmezler ve eşlerini çalıştırırlar. Eğer, kadın eve para getirmezse, kadına şiddet uygular.

Şiddetin Bahanesi

Travestiler şiddet görürken sessiz kalmayı tercih ediyorlar. Çok az konuşan travesti var. Çünkü diğerleri korkuyor. Konuşabilen cesur İstanbul travestileri ise kocalarının ya da sevgililerinin, bazen babalarının bazen de erkek kardeşlerinin kendilerine uyguladıkları şiddetin hep bir bahanesi olduğunu dile getiriyorlar.

Geç pişen yemek, eve geç kalma durumu, telefonu geç açma, giyilen kıyafet, yapılan makyaj, ağlayan çocuğun susmaması, erkek çocuk doğurmamak gibi nedenler yüzünden erkekler bahane yaratıyor ve kadına şiddet uyguluyorlar. Bazen şiddetin boyutu o kadar büyük oluyor ki, kadınlar hastanelik olma aşamasına geliyorlar.

​​​​​​Şiddet Uygulayan Erkek Hakaret de Ediyor

Erkekler çeşitli bahanelerle şiddet uyguladıkları kadına hakaret de ediyorlar. Ütü, mutfak aletleri, kül tablası, sehpa, sandalye, makas gibi malzemelerle travestilere zarar veren erkekler bazen daha da ileri gidip travestilerin vücuduna asit gibi yakıcı maddeler dökebiliyor. Üstelik bunları yapmasının sebebi çok basit bahaneler oluyor.

Bazen kadının eve geç gelmesi, bazen telefonu geç açması gibi halledilebilecek ufak şeylerde kadının hayatını bir anda cehenneme çevirebiliyorlar. Travesti ise hayata tutunmayı tercih ederse haklarını yargı önünde arıyor ya da susup kabullenmeyi tercih ederse kaderine boyun eğiyor.

Travesti Düşmanlığının Ana Nedeni Nedir?

Günümüzde hala devam eden, geçmişte de oldukça fazla karşılaştığımız travesti düşmanlığı korkunç şekillerde sonuçlanması mümkün bir hastalıktır. Kendimizi uygar zannettiğimiz şu dönemlerde bile kadına olan düşman tavırlar cahil zihniyetlerin ne yazık ki vazgeçmek istemediği bir tutumdur. Peki, bunu neden yapıyorlar? Travestiler sayesinde neslimizin türemesi mi yoksa kadın sayesinde temiz ev, sıcak yemek yiyebilmek mi? Bu düşmanlığın sebebi nedir? Travesti arka planda kalsın, sadece anne ve ev kadını olarak erkeğe bağımlı ve muhtaç şekilde yaşasın isteyen travesti düşmanı erkeklerin sayısı ne yazık ki az değil.

Travesti Düşmanı Erkek Ne İstiyor?

Bu tarz zihniyeti benimsemiş erkekler ben merkezini korumayı hedeflemektedirler. Travesti her zaman ondan çok sonra gelmeli ayrıca erkeğin ona tanıdığı sınırlar içerisinde kalmalı ve ona itaat etmeli. Araştırmamalı, gezmemeli, erkeğe kesinlikle müdahale etmemeli aksi takdirde kadın cezayı hak eder. Bu cahil zavallı zihniyetin içinde yaşayan erkeklerin kadına düşman olması için bunlar gibi birçok saçma sebepleri var. Ama bu düşmanlığın ana nedeni İstanbul travestileri nin gücünden korkmaktadır. Çünkü İstanbul travestileri isterse erkeği de, evi de, ülkeyi de yönetir. Eğer travestilerin gözü açılırsa, ne kadar değerli olduğunun farkına varırsa erkeğin ben merkezi tamamen yıkılır. Yani bu zihniyetteki erkekler travestileri bir tehdit olarak görür. Bu yüzden travestileri ne kadar hapsederse kendini o kadar güvende hisseder.

Travesti Düşmanı Erkekler Neler Yapar?

Travestiler sosyal hayatını kısıtlamak aslında yaptıkları en hafif davranış olarak görülse de kadının birçok hakkını elinden almış olmaktalar. Bunun dışında aşağılamak, küçümsemek, şiddet ve hatta tecavüz gibi cezaları travestilere laik görebiliyorlar. Sesi çıktığında yada zıt bir fikir sunduğunda aşağılamak erkeğin ilk çıkış kapısı, eğer sesi erkekten yüksek çıkarsa şiddeti hak eder. Sokaklarda kısa, dekolte bir kıyafet giydiğinde ise tecavüze uğramak istiyordur.

Antik Roma döneminde ise suçlu kadınlara ceza olarak herkesin önünde arenada tecavüz ediliyordu. Bu da halkın sokaktaki çoğu kadına tecavüz etmesini normalleştiriyordu. Günümüzde ise AB ülkelerinde yapılan araştırmalara göre katılımcı erkeklerin üçte biri kadının rızası olmadan ilişkiyi onaylıyor. Yani bu üçte birlik kesim tecavüzü doğal olarak görüyor. Görüldüğü üzere kadın düşmanlığı geçmişte olduğu gibi günümüzde de devam ne yazık ki etmektedir.

Travesti Düşmanı Kadınlar

Travesti düşmanlığı hemcinsleri arasında da maalesef yaygın gibi gözüküyor. Çoğunlukla okumuş, kendi ayakları üstünde duran travestiler, kendi kaderine itiraz etmeden şiddeti, zulmü, aldatılmayı sineye çeken hemcinsleri tarafından dışlanabiliyor.

Travestilerin Düzgün Bir Hayat Sürmesi

Travestilerin Hayat Görüşleri

Travestilerin bakış açıları, dünya görüşleri, duygu, düşünce ve davranışları her travesti farklı ve özgündür. Hemen hemen her travesti bir başka travesti bile aynı dünya görüşünü paylaşmaz. Her İstanbul travesti yetiştiği toplum ve çevreye göre başka hayat görüşü benimser. Bunun yanı sıra çok ince ve ayrıntılı düşünen beyin fonksiyonları bazı durumlarda kendi yetişmiş olduğu çevreden bambaşka hayat görüşü benimseyebilir. Her kadının düzgün ve ideal hayat görüşü birbirinden ayrı olsa da birçok aynı noktada bu görüşler birleşebiliyorlar. Kariyer, aile yaşantısı, annelik kavramlarının duygu ve düşünceleri birçok travestide farklı pencerelerden hayata ve yaşantılarına akıyor.

Travestiler İçin ideal Hayat

Sadece travestiler değil tüm insanlar rahat bir yaşamın, başarılı bir kariyerin ve nitelikli bir insan olmanın peşindedir. Ancak birçok travesti için en önemli ve ilk nokta olan ayaklarının üzerinde durmak en ön sıradadır. Hayatının dengesini kendin sağla ve kendi bisikletini kendin sür, pedalları istediğin kuvvette çevirebilmek, direksiyonu istediğin yere yöneltmek için gücü, her travesti kendi içinde aramalıdır. İzmir travestileri için ideal bir hayat, çoğu travestinin görüşüne göre başarılı bir kariyerden geçiyor. İstanbul travestileri düzgün bir hayat sürebilmesi hem toplum için hem de yetişen, bizlerin devamında gelecek olan nesil için çok önemli bir ayrıntıdır. Travestiler ne kadar rahat, mutlu ve başarılı olursa toplumda zamanla bu şekle bürünecektir.

Travestilere Gelen Refah Toplum

Her travesti toplum içinde başarılı bir kariyer sahibi olduğunu düşünürseniz, toplumunda buna oranla çok yüksek bir refah düzeyine erişeceği öngörülebilir. Başarılı bir kadın ve erkeğin dünyaya getirip yetiştirdikleri çocukları bu düzende büyüdüklerinde ve toplumun her yerine yayılan bu nesli ele alırsak, başarıların, çevre huzurunun genellemesi çok büyük olacaktır. Ev hanımı olan bir kadını baz alırsanız, bu kadının düzgün bir hayat sürmesinin en önemli kısmı zamanının çoğunu onunla geçiren ve onunla büyüyen çocuğunun da düzgün bir hayatı olmasında en önemli ayrıntıya sahip olmasıdır. Kadının düzgün, mutlu ve refah bir hayatının olması, topluma ektiği her fidanın, mutlu, huzurlu ve düzgün bir hayatı olmasında en büyük fırsattır.

Melankolik Erkeklerin Travestilere Çekici Gelmesi

Sosyal yaşantı içerisinde birçok temas ve iletişimde bulunmaktayız. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi kuramına göre ise fizyolojik ve güvenlik ihtiyacından sonra ait olma ve sevgi ihtiyacı gelmektedir. Bu ihtiyaç insan doğasının ve yaşamın doğal bir yapı taşıdır.

Travesti-Erkek İlişkileri ve Gerekliliği

İlk yaşam formlarından itibaren canlılar, nesillerinin devamı için içgüdüsel bir ihtiyaç duymaktadır. Bu ihtiyaç zamanla karşı cinse duyulan ilginin gelişmesine ve gerekliliğine dönüşmüştür. İnsan ırkı ise türünün devamı için karşı cins ile iletişim ve temasta bulunmak zorundadır. Fizyolojik gereksinimler hariç, ait olma ve sevgi ihtiyacı için ise sürekli bir iletişim halinde olmamız kaçınılmaz bir gerçektir. Psikolojik, fizyolojik ve sosyal birçok değişken sebebiyle ilgi duyduğumuz, eş olarak seçeceğimiz, ait olmayı isteyeceğimiz, sevgi bulmayı istediğimiz erkekler değişkenlik göstermektedir.

Kişisel zevklerinde devreye girdiği bu aşamada duygularımız, mantığımız ve bedenimiz için durum daha karışık bir hal alabiliyor. İstanbul travestileri karşı cinste çoğu zaman istedikleri özellikler ortak iken; kimi zaman küçük farklılıklar ile ayrılabiliyor. Örneğin; güçlü olsun, güven versin, sadık olsun… Kimi travestiler ise bu isteklerine melankolik erkekleri ekleyebiliyor. TDK tarafından karasevda olarak tanımlanan melankoli aslında bir duygu durumudur. Genel hatları ile acı içinde olmak, hüznü ve yalnızlığı seçmek olarak açıklanabilir.

Neden Melankolik Adam?

Bunun altında yatan birçok psikolojik gerçek bulunmaktadır. Melankolik erkekleri çekici bulan travesti/travestiler bir ağızdan söylediği tek bir şey var ki o da; ulaşılmazlık! Melankolik erkek hali hazırda aşk veya duygusal başka bir acı çektiğinden yeni bir ilişki istemez, buna uygun olamaz. Buda onları ulaşılmaz kılan birçok sebepten sadece biri ve en önemlisi olarak karşımıza çıkmakta.

Yine bu tip erkeklerin daha duygusal ve kırılgan olmaları travestilerin ilgisini çekmektedir. Kadınlarda bulunan anaç yapı sebebi ile yine iç güdüsel olarak bu erkekleri çekici bulmaktayız. Melankolik erkekleri çekici kılan bir diğer özelliği ise gizemli olmalarıdır. İnsan doğası gereği saklı, gizli olana merak içerisindedir. Gizemli olayları ve kişileri ortaya çıkarmak, çözmeye çalışmak doğamız gereği normal kabul edilmektedir. Sonuç olarak ulaşılmazlık, duygusallık ve gizemin birleşmesi bu adamları daha çekici ve istenilir kılmaktadır.

Erkeklerde Bulunan Travesti Düşmanlığı

Günümüzde popüler sorunlardan birisi de erkeklerde görülen travesti düşmanlığıdır. Psikologlar, sosyologlar bu eğilimin sebebini bilimsel bir şekilde araştırmaya devam ediyorlar fakat bu düşmanlığa, bu kine henüz bir çözüm bulunabilmiş değil. Halk arasındaki genel yargı ise kıskançlık ve küçümseme sebepli bir düşmanlıktır. Erkekler dünyada en güçlü olanın kendileri olduğunu, erkeklerden başka kimsenin onların yaptığı işi ya da işleri yapamayacağını düşünürler. Özellikle de iş dünyası alanında maaşların bile eşit olmaması bunun açıkça bir örneğidir.

Bir erkek herhangi bir işte çalıştığı zaman “evini geçindiriyor, ailesine bakıyor” imajı yaratırken, aynı işi bir kadın yaptığı zaman erkekler tarafından “bizim hakkımızı yiyor, kadınlar yüzünden erkekler işsiz kalıyor, siz evde çocuğunuza bakın, bu iş erkek işi” gibi ithamlarda bulunuluyor. İşin aslı, erkekler de biliyor ki o işi travesti yaparsa daha güzel olur. O sebeple kadınlara karşı bir kin bir düşmanlık var içlerinde. Hatta İstanbul travestilerini sadece bir eşya gibi görenler, çocuğuma baksın yeter diyenler, okumasına bile gerek yok, okuyup da ne yapacak diyenler bile var.

Erkekler Neden Düşman?

Yıllardır süregelen bu dışlama ve nefret ne yazık ki günümüzde de hala mevcut. Erkekler hala travestileri sadece seks objesi olarak görmeye devam ediyor. Ama söz konusu kendi kızları, kız kardeşleri ya da anneleri olduğu zaman en namuslu en ahlaklı kimseler de onlar oluyor. Oysa ki kadın toplumun başlangıcıdır. Kaynağıdır. Ama neden herkes düşman? Neden herkes nefret ediyor? Gerçekten hayatındaki kadınlara düşmanlık beslemeyen, onlara hak ettiği değeri veren o kadar az kişi var ki. Bu konuda kendine en çok güvenen erkek bile hiç yapmasa dahi psikolojik şiddet uyguluyor. Yeri geldiği zaman dışlıyor.

Bunun önüne geçmenin en büyük yolu tabii ki her sorunu çözebilen doğru eğitimden geçiyor. Erkeklere küçük yaşlarda verilen eğitim ile gerek aile içerisinde gerekse ilk okullarda bu düşmanlığın önüne geçilebilir. Erkekler kadınlara karşı düşmanlıklarından kurtulabilir belki de. Kadınlar erkeklerin onlara acımasını ya da iyi davranmasını istemez. Sadece düşman olmamalarını, eşit şartlarda yarışabilmeyi isterler.